Reklam
Tarih : 2026-09-17 18:08:14

Bayır: Terörsüz Türkiye sürecinde Türk devletinin yapısı üzerinde pazarlık yapılıyor

Zafer Partisi Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Fikret Bayır, Genel Başkan Ümit Özdağ başkanlığında gerçekleştirilen Millî Güvenlik Kurulu toplantısının sonuç bildirisini açıkladı.

Bayır, toplantının ilk bölümünde başta Terörsüz Türkiye süreci olmak üzere güvenlik ve istikrara risk oluşturduğu değerlendirilen iç ve dış gelişmelerin ele alındığını, ikinci bölümünde ise Zafer Partisi iktidarında uygulanması planlanan eylem planları üzerinde çalışıldığını bildirdi.

Bildiride, TBMM’den geçen Çerçeve Yasa’nın PKK’ya yönelik “özel ve geniş kapsamlı bir af” olduğu ileri sürüldü. PKK’nın tüm bölgelerde ve tam olarak silah bırakmayacağı öne sürülen bildiride, örgütün Türkiye dışındaki bölgelerde silah bırakmayacağı yönündeki açıklamalara dikkat çekildi.

Zafer Partisi, söz konusu düzenlemeyle PKK’ya af uygulanmasının yanı sıra örgüte siyasete katılma olanağı verildiğini savundu. Bildiride, Abdullah Öcalan için İmralı’da bir villa hazırlanacağı ve Çerçeve Yasa kapsamında oluşturulacak komisyonda görevlendirileceği yönündeki iddialar da dile getirildi.

Cezaevlerinden çıkan veya dağdan inen teröristlerin topluma katılmasının yeni asayiş, güvenlik ve terör suçları riskleri oluşturabileceği öne sürülen bildiride, bu kişilerin mafya veya çete yapılanmalarına geçebileceği ve terör örgütünün toplumsal tabanını genişletmeye yönelik faaliyetlerde bulunabileceği iddia edildi.

Bildiride, silah bırakılmadan “Teyit ve Tespit” raporu ile af uygulanmasının ardından paralel bir yapı oluşabileceği savunuldu.

Zafer Partisi ayrıca “Demokratik Toplum” süreci kapsamında Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Seçim Kanunu gibi mevzuatta yapılması planlanan değişikliklerin risk oluşturacağını öne sürdü.

Yeni anayasa tartışmalarına da değinilen bildiride, “Türk-Kürt-Arap” söylemi kapsamında etnik ve mezhepsel yapılara siyasi tanım ve ayrıcalıklar verilmesinin Türkiye’nin devlet yapısını zayıflatabileceği iddia edildi.

Bildiride, Diyarbakır ve Mardin’de belediye tabelaları ile trafik levhalarında Türkçe dışında başka dillerin kullanımının arttığı öne sürülerek, kamu hizmetlerinde Türkçe dışında dil kullanımının anayasal açıdan suç teşkil ettiği savunuldu. Zafer Partisi’nin bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığı ve idari yargıya başvurduğu belirtildi.

Zafer Partisi, Terörsüz Türkiye sürecinin Atatürk’ün kurduğu millî, laik ve üniter devletin bekası ve bütünlüğü bakımından ciddi tehdit oluşturduğunu savunarak, PKK ile müzakere yerine örgütün kapsamlı mücadeleyle etkisiz hale getirilmesi gerektiğini belirtti.

Bildiride, PKK’nın Suriye kolu olarak nitelendirilen Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) feshedildiğine ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığı öne sürüldü.

SDG’nin isim değiştirerek dört terör tugayından oluşan yapısını Suriye Ordusu içerisinde koruduğu iddia edilen bildiride, Suriye’deki mevcut yapının Türkiye’ye yönelik terör tehdidinin yanı sıra Şam güçleriyle yeniden çatışma riskini de barındırdığı savunuldu.

Suriye’nin Fırat’ın doğusunda PKK temelli özerk bir yapı oluşturulduğu ileri sürülen bildiride, Türkmeneli Türklerinin sahipsiz kaldığı ifade edildi. Ayrıca müfredata Kürtçe ve Fransızca eklenirken Türkçenin müfredattan çıkarıldığı iddia edildi.

Bildiride, Suriye’de artan ABD ve İsrail etkisinin bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik riskleri artırdığı öne sürüldü.

ABD/İsrail ile İran arasındaki savaşın Hürmüz Boğazı merkezli olarak aralıklarla devam ettiği belirtilen bildiride, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki seyir güvenliğine ilişkin risklere dikkat çekildi.

Petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkmasının ve rezervlerdeki azalmanın küresel ekonomi açısından riskleri artırdığı savunuldu.

Bildiride, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları ile Irak ve Yemen’den Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Antlaşması’nı gündeme getirdiği belirtildi.

Zafer Partisi, antlaşmanın kolektif savunma maddesinin Suudi Arabistan’ın yardım ve destek talep etmesi halinde Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın yanında Yemen ve Irak’a askeri müdahalede bulunmasını gerektirebileceğini öne sürdü.

Türkiye’nin Irak veya Yemen’de yeni bir cephe açmasının güvenliğe katkısının iktidar tarafından açıklanması gerektiği belirtilen bildiride, Zafer Partisi’nin Türk askerinin Irak veya Yemen’de görev almasına karşı olduğu ve Mekke Antlaşması’nın yeniden değerlendirilerek iptal edilmesini savunduğu ifade edildi.

Rusya-Ukrayna savaşında ateşkes girişimlerinin arttığı belirtilen bildiride, Karadeniz’de başta Türk gemilerine yönelik saldırılar olmak üzere güvenlik ve seyir emniyetinin sağlanmasına yönelik diplomatik çabaların artırılması gerektiği savunuldu.

Zafer Partisi, ticari koridor oluşturulması ve Karadeniz’de keşif ve refakat görevlerinin artırılması yoluyla ticaret gemilerinin güvenliğinin sağlanması gerektiğini belirtti.

Bildiride, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanma çalışmalarını sürdürdüğü öne sürüldü. Yunanistan’ın İsrail ile 3 milyar avro bedelli “Aşil Kalkanı” projesi için anlaşmaya vardığı yönündeki haberler de değerlendirildi.

Söz konusu projenin Ege Denizi ve Yunanistan için hava savunma kalkanı oluşturmayı amaçladığı belirtilen bildiride, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türkiye’ye yönelik ittifak girişimleri ile silahlanma faaliyetlerinin bölgesel güvenliği sağlamayacağı savunuldu.

Zafer Partisi, Yunanistan’ın Türkiye ile düşmanlık yerine barış, iş birliği ve komşuluk ilişkilerini öne çıkarması gerektiğini ifade etti.

  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 elazighaberler.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.